Anasayfa / Tarih / Tarih 2 Dersi / Tarih 2 Özetleri / XIX. Yüzyılda Osmanlı’nın Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişmeler Konu Anlatımı

XIX. Yüzyılda Osmanlı’nın Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişmeler Konu Anlatımı


XIX. Yüzyılda Osmanlı’nın Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişmeler

XIX. yüzyılda Osmanlı toplum yapısı incelendiğinde dikkati çeken ilk özellik nüfus yapısındaki değişimdir. Bir yanda kaybedilen topraklarla birlikte genel nüfus azalırken diğer yandan da kaybedilen toprakların Müslüman halkı Anadolu’ya göç ettiği için şehir ve kasabalarda nüfus artışı yaşandı. İstanbul bir milyonu aşan nüfusu ile Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri oldu. Yine bu dönemde yaşanan göçler ile İstanbul’da Müslümanların gayrimüslimlere oranı %60’lar seviyesinden %80’lere çıktı.

Bu yüzyılda Osmanlı Devleti, yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda kalanlara kucak açtı. Avrupa’da 1848 ihtilali yaşanırken Avusturya sınırları içinde yaşayan Macarlar isyan etmişlerdi. Rusya ve Avusturya, Macarların bağımsızlık mücadelesini kanlı bir şekilde bastırınca Macarlar ve onlara yardımcı olan Lehliler, Osmanlı’ya sığındılar. Osmanlı Devleti mülteci olarak gelen bu grupları da Doğu Anadolu ve Çukurova’ya yerleştirerek toprak verdi.

XIX. yüzyılda, Osmanlı Devleti’nde şehirleşmenin hız kazandığı dönemler oldu. Şehirlerin görünümleri değişti. Tren ve buharlı gemiler ulaşımda kullanılmaya başlandı. Yeni rıhtımlar, limanlar, tren istasyonları kuruldu. Yabancı sermayenin Osmanlı’ya gelmesi ile bankalar, oteller, iş hanları, postaneler açıldı. İstanbul’da elektrik şebekesi kurularak İstanbullular elektrik kullanmaya başladılar. Elektrikli tramvay ve otomobil ile tanıştılar. Telefon ve telgraf kullanılmaya başlandı. Demir yolları yapımı hız kazanarak Anadolu ile bağlantıları sağlandı. Yeni hastaneler açıldı. Böylece ulaşım, haberleşme ve sağlık devletin öncelikli görevi hâline geldi.

Alınan teknoloji ile birlikte Avrupa yaşam tarzı da Osmanlı toplumunda etkilerini göstermeye başladı. Özellikle büyükşehirlerdeki devlet yöneticileri Avrupa yaşam tarzının öncüleri oldular.

Türk-İslam yapısına uygun olarak yerleşmiş görgü kuralları ve mahallî kültür değişmeye başladı. Önceden Müslüman ve gayrimüslimler ayrı mahallelerde yaşarken artık aynı mahallelerde yaşamaya başladılar.

II. Mahmut, Dolmabahçe Sarayı’na geçtikten sonra, burayı Batı tarzı koltuk ve sandalyelerle döşetti. Avrupalı hükümdarlar gibi giyinen II. Mahmut din adamı dışındaki memurlarına fes, pantolon, ceket giyme zorunluluğu getirdi. Böylece şehirlerde insanların kıyafet tarzı değişmeye başladı. Yenilikler Osmanlı üst düzey insanları arasında yaygınlaşırken halk çoğunlukla geleneklerine bağlı kaldı.

Alafrangalık denen yeni yaşam tarzının ortaya çıkması Kırım Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu ile beraber savaşan İngiliz ve Fransız askerlerinin öncülüğüyle oldu. Yabancı dil bilmek önem kazandı. Dil bilmek memuriyetlerde yükselme nedeni olunca çocuk yetiştirmede yabancı mürebbiyelerden yararlanma yoluna gidildi. Yönetici ve zenginlerin oluşturduğu üst kesimin eğlence anlayışında da Batı tarzı değişiklikler başladı. Kadın erkek birlikte eğlenir oldular. Beyoğlu ve Pera Istanbul’un gözde eğlence merkezi hâline geldi.
Büyük şehirlerdeki kültürel değişim taşrayı niçin etkilememiştir? Açıklayınız.

Merkezde ki devlet ricalinin yaşantısı ve ekonomik durumu taşradan farklıdır. Merkezde Avrupa’da eğitim görmüş veya Avrupalılarla yaşamış veya yaşamakta olan bir sürü insan varken taşra da bu durum ve ekonomik refah yoktur. Bu sebeple taşraya sirayet etmemiştir.

 


Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>