Anasayfa / Tarih / Tarih 1 Dersi / Tarih 1 Özetleri / Veda Haccı, Veda Hutbesi ve Hz. Muhammed’in Vefatı Konu Anlatımı

Veda Haccı, Veda Hutbesi ve Hz. Muhammed’in Vefatı Konu Anlatımı


, ve Hz. Muhammed’in Vefatı (632) :

Lise Tarih-1 dersi İslam Tarihi ve Uygarlığı (13. yüzyıla Kadar) ünitesi İslamiyet’in Doğuşu ve Yayılışı konusunun alt başlığı alan Veda Haccı ve Hz. Muhammed’in Vefatı konusunun özetini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Hz.Muhammed, efradıyla hac vazifesini yerine getirmek için Mekke’ye gitti. Bu hac sırasında 125.000 kişiye hitaben okuduğu hutbesinde, (Veda Hutbesi) Allah’tan başka bir ilah bulunmadığını, bütün Müslümanların kardeş olduğunu belirterek kadınlara iyi davranılmasını, kul hakkı yenmemesini, komşu, ana-baba, yetim-öksüz hakkına dikkat edilmesini istedi ve Kur’an’ın tamamlandığını bildirdi. Bu ziyaret, Hz. Muhammed Müslümanlara veda ettiği için Veda Haccı olarak anıldı. Veda Haccı’ndan sonra, Hz. Muhamme(SAV), tekrar Medine’ye döndü. Doğu Roma üzerine yeni bir seferin hazırlıklarını yaparken rahatsızlandı. Rahatsızlığı sırasında Mescid-i Nebevi’de Müslümanlara namaz kıldırma görevini yani imamlığı Hz. Ebu Bekir’e verdi. Hz. Muhammed, 632 yılında Medine’deki evinde vefat etti ve defnedildiği yere Ravza-i Mutahhara denildi.

Hz. Muhammed’in vefatı, İslam aleminde büyük bir şaşkınlık ve üzüntüye yol açtı. Müslümanların önde gelenleri bu durumu değerlendirdiler. Dinin ve devletin akıbetini güvence altına almak için devletin başına geçecek olan kişinin dinî bir unvanının da olması gerektiğini belirttiler. Ancak bu devlet başkanının din adına yeni kurallar koyamayacağı konusunda fikir birliğine vardılar. Bu unvanı da halife olarak belirlediler. Halife, Arapça halef kelimesinden türetilmiştir. Ardından, sonradan gelen anlamına gelir. İslam’ın önde gelenleri, Hz. Ömer’in önerisiyle Hz. Ebu Bekir’i halife seçtiler. İslam Devleti’nin Hz. Muhammed’den sonra devlet başkanlığı sorununun bir çeşit seçimle sonuçlandırılması, zamane uygulamalarına göre oldukça ileri bir uygulamadır.

VEDA HUTBESİ

Ey İnsanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra, sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan korunmuştur. Ashabım! Muhakkak, Rabb’inize kavuşacaksınız. O, sizi, yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra, eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ashabım!

Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah, böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalip’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Ne zulm ediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım!

Dikkat ediniz! Cahiliyeden kalma bütün âdetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliyet Devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalip’in torunu İlyas bin Rabia’nın kan davasıdır.

Ey İnsanlar!

Muhakkak ki Şeytan, şu toprağınızda, kendisine tapınılmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat, siz bunun dışında, ufak tefek işlerinizde, ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dinimizi korumak için bunlardan sakınınız.

Ey müminler!

Size bir emanet bırakıyorum. Siz ona sımsıkı sarıldıkça yönünüzü, hiç şaşırmazsınız. O emanet de Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana, kardeşinin kanı da malı da helal olmaz. Fakat, malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

Ey İnsanlar!

Cenab-ı Hakk, her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur.

Ey insanlar! Rabbi’niz birdir.

Babanız da birdir. Hepiniz, Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; beyaz tenlinin siyah tenli üzerinde, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız, ondan en çok sakınanınızdır.

Şu Suçlu, kendi suçundan başka suç ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

Allah’ın haram ve dokunulmaz kaldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

Zina etmeyeceksiniz.

Hırsızlık yapmayacaksınız.

Ey İnsanlar, dinde aşırı gitmeyiniz.

Daha öncekilerin helak olmaları, dinde aşırı gitmelerinden ötürüdür. Peygamberimiz, bu cümlesinden sonra bir süre sustu ve sonra sordu:

-İnsanlar!Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

Müminler, hep birlikte şöyle karşılık verdiler:

-Allah’ın elçiliğini tam olarak yerine getirdiniz, diye şahadet ederiz. Bunun üzerine, Rasûl-i Ekrem Efendimiz, şahadet parmağını semaya doğru kaldırarak (mübarek gözleri müminlerin üzerinde olduğu hâlde) şöyle nida etti:

-Şahid ol ya Rabb, şahid ol ya Rabb, şahid ol ya Rabb!..


Hakkında admin

Bir yorum

  1. merhaba . bu yazı bence çöok anlamlı bir yazı olabilir ama bu yazı benim için kısa ama ödev için uzun bir yazıdır .

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>