Anasayfa / Tarih / Tarih 2 Dersi / Tarih 2 Özetleri / III. Ahmet Dönemi Siyasi Olayları Konu Anlatımı

III. Ahmet Dönemi Siyasi Olayları Konu Anlatımı


Edirne Olayı ve III. Ahmet’in Padişah Olması

II. Mustafa Karlofça Antlaşmasından sonra Edirne’ye çekilmişti. Devlet işleri Şeyhülislam Feyzullah Efendinin eline kalmıştı.  Şeyhülislam bu durumdan yararlanarak yakınlarını önemli devlet memurluklarına getirmişti. Bu sırada padişahın Edirne’de oturması, orada saraylar yaptırması birçok kişiyi telaşa düşürmüştü. Bunun üzerine Şeyhülislamın düşmanları ve çıkarları elden gidenler harekete geçerek padişahın İstanbul’a gelmesini istediler. II. Mustafa İstanbul’a gelmemiş, bunun üzerine İstanbul’da cebecilerin etkin olduğu askeri bir isyan çıkmıştır. Şeyhülislamın düşmanları bundan yararlanarak halkı ayaklandırdı. Edirne üzerine yüründü, şeyhülislam önce hapsedildi, sonrada idam edildi. Asiler II. Mustafa’yı tahtan indirerek yerine III. Ahmet’i padişah yaptılar.(Bu olay cebeciler olayı olarak ta adlandırılır.)

Osmanlı-Rus İlişkileri

18. yy. Rusya’nın bazı girişimleri ve Osmanlı Devleti aleyhine yürüttüğü siyaseti iki ülke arasında gerginliğin temelini oluşturur.

Rusların Tarihsel Politikaları:

  1. Orta Asya üzerinde yayılmak istemesi
  2. Açık ve sıcak denizlere inmek istemesi

SORU: Sıcak denizler hangileridir? Rusların sıcak denizlere inme konusunda engel teşkil eden en önemli devletler hangileridir?

SORU: Panslavizm nedir? Bu politikayı gerçekleştirmelerinde önlerinde engel teşkil eden devletler hangileridir?

Rusya Aleyhine Osmanlı siyaseti:

  • İstanbul antlaşmasını geçersiz kılmaya çalışarak, kaybettiği toprakları geri alabilmek.

Yukarıdaki sebeplerden ötürü 18. yy. Osmanlı en çok Rusya ile karşı karşıya gelmiş ve savaşmıştır.

Prut Seferi ve Antlaşması ( III. Ahmet Dönemi)

Sebep:

  • İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın Osmanlı topraklarına sığınması ve onu takip eden Rus askerlerinin Osmanlı topraklarına saldırması.
  • Rusların sıcak denizlere inme konusunda en önemli rakip olarak İsveç ve Osmanlı’yı görmesi.
  • Osmanlı’nın 1700-İstanbul Antlaşması ile Ruslara kaybettiği toprakları geri almak istemesi.

Bütün bu sebeplerden ötürü Rusya’ya savaş ilan edildi. (1711)

Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa 100.000 kişilik bir orduyla Eflâk’a girdi. Aynı zamanda Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Karadeniz’e açıldı. Kırım hanlığı ordusu da Prut civarına geldi. Çar Petro ve Rus ordusu Prut ırmağı kıyısında abluka altına alındı. Rus ordusu çaresiz durumdaydı. Çar barış isteğinde bulundu. Kırım hanı ve İsveç kralı barış taraftarı değildi, fakat Baltacı Mehmet Paşanın;

  1. Yeniçerilere güvenmemesi
  2. Kuşatmanın uzun sürmesi ve yeni bir kutsal ittifak kurulacağı endişesi
  3. Rusların ateş gücü yüksek silahlarının kaybı artıracağı endişesi,sebepleriyle barışa karar verildi.

Prut Antlaşması (1711)

  1. İstanbul antlaşması ile Ruslara verilen Azak kalesi geri alınacak.
  2. Ruslar İstanbul’da devamlı elçi bulunduramayacak.
  3. Rusya Lehistan’ın iç işlerine karışmayacak.
  4. Demirbaş Şarl ve maiyeti serbestçe geri dönebilecek.
  5. Osmanlı esirleri serbest bırakılacak.

Yorum: Anlaşmanın şartları çok hafiftir. Rusya savaş meydanında yenilmesine rağmen diplomasi alanında zafer kazanmıştır. Ordusunu imhadan kurtaran Rusya Baltık, Kafkasya ve Orta Asya’ya ilerlemeye başladı. Böylece Anadolu doğudan Rus tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Ama genede Azak Kalesi’nin geri alınması ile Karadeniz’in bir Türk gölü olma özelliği korunmuş ve Rusların iç işlerimize karışması engellenmiştir. Karlofça ile kaybetti yerleri geri alma ümidini arttırmıştır.

XVIII. yüzyılın başında Osmanlı-Rus ilişkilerini Osmanlı Devleti’nin geleceğine etkileri açısından değerlendiriniz.

Osmanlı-Venedik İlişkileri

Osmanlı devleti Prut seferinin kaybettiği toprakların geri alınmasındaki başarıyı görünce Mora’nın kurtarılmasına yöneldi.

Mora’yı elinde tutan Venedik bölgedeki Rumlara eziyet ediyordu. Rumlar Osmanlı devletinden yardım istediler. Venedikli korsanların Osmanlı ticaret gemilerine saldırması bahane edilerek savaş ilan edildi.(1715) Silahtar Ali Paşa Mora’nın önemli kaleleri olan Modon, Koron ve Navarin’i aldı. Böylece Mora’nın fethi tamamlandı. Girit üzerindeki Venedik etkisine son verildi.

Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Osmanlı devletinin başarısından telaşa düşen Avusturya Karlofça Antlaşmasının bozulduğunu ileri sürerek Venedik’in kaybının ödenmesini istedi.

Sadrazam Ali Paşa’nın ısrarı ile Avusturya’ya savaş ilan edildi. (1716) Osmanlı ordusu Macaristan’a girdi. Peter Varadin’de Prens Ojen’e karşı başarılı olunamadı.

Osmanlı ordusu dağıldı, savaş ağırlıkları Avusturya ordusunun eline geçti. Belgrat kuşatıldı. Avusturya orduları Sırbistan üzerine yürümeye başladı. Şartların Osmanlı aleyhine geliştiği bu ortamda yönetim değişikliği oldu ve başa barış yanlısı Damat İbrahim paşa sadrazam oldu. İngiltere ve Felemenk hükümetlerinin araya girmesi ile Pasarofça Antlaşması yapıldı.

Maddeleri:

  1. Yukarı Sırbistan, Belgrat ve Banat Avusturya’ya verildi.
  2. Mora yarımadası ve Girit iskelesi Osmanlı devletinde kaldı.
  3. Dalmaçya, Bosna ve Arnavutluk kıyılarındaki bazı iskeleler Venedik’e verildi.
  4. Yapılan anlaşma 24 yıl geçerli olacak.

Önemi:

  • Osmanlı devleti Avrupa’ya geçişte çok önemli bir üssü olan Belgrat’ı kaybetti.
  • Venedik ise Çanakkale boğazı ve Ege’den uzaklaştırıldı.
  • 24 yıl sürecek bu anlaşma ile Lale devri başlamıştır. Fırsattan istifade bir takım yenilikler yapıldı.
  • Avusturya’nın balkanlardaki etkinliğinin artması üzerine Eflak ve Boğdan merkeze daha bağlı hale getirilmiş, sınır boylarına seraskerler atandı, balkan halkının üzerindeki vergiler azaltıldı, kaleler tamir edildi.
  • Anlaşmada arabuluculuk yapan İngiltere ve Hollanda’ya bir takım ticari imtiyazlar verildi.

Osmanlı- İran İlişkileri

Savaşların sebepleri:

  1. Batıda kaybedilen toprakları doğuda telafi etmek
  2. İran da ki karışıklılıklardan yararlanma isteği
  3. İran Şahı’nın İran’da ki Sünnileri zorla Şiileştirmek istemesi ve Sünnilerin Osmanlıdan yardım isteği
  4. Rusların Kafkaslardaki ilerleyişine engel olmak.

İran bu karışıklıkları yaşarken doğuda Afganlılarla, kuzeyde Ruslarla savaş halindeydi. Dağıstan’da ise isyanlar sürüyordu. Osmanlı sınırında hemen tedbirler almaya girişti. Bu durumdan yararlanan Rus çarı Petro Kafkaslara inerek Derbent ve Batum’u işgal etti.

Osmanlı ise Hay ve Kirmanşah taraflarını alarak Kafkasya’ya girdi. (1723) Osmanlı ve Rusya karşı karşıya geldi.

Fransa’nın arabuluculuk çabalarına rağmen Ruslar Bakû’ye girdi. Osmanlı ise Gürcistan fetihlerine başladı. Fransa’nın tekrar arabuluculuğu bir araya gelindi. Rusların teklifi ile İran’ın iki devlet arasında paylaşılmasına karar verildi.

İstanbul Antlaşması (İran Mukasemenamesi) –1724- ( III. Ahmet Dönemi)

  1. Ruslar, Dağıstan ve Hazar kıyılarını işgal edecekler.
  2. Osmanlılar, İran’ın batı illerini, Gence, Karabağ, Revan ve Tebriz’i alacaklardı.

NOT: Bu anlaşma ile ilk kez Ruslarla ittifak yapıldı.

İki taraf da paylarına düşen bölgeleri işgale girişti. Fakat Sünnilerin yaşadığı bölgelerin Ruslara bırakılıp, Şiilerin yaşadığı bölgelerin alınması sadrazamın eleştirilmesine sebep oldu. O sırada Şah Hüseyin’in yerine geçen Şah Tahmasb iki devletle de savaşa girişti. İran şahı Tahmasb doğu bölgelerindeki Afşar Türklerinden yardım istedi. İran ile savaş halinde olan Afganlılar Osmanlı devletine başvurarak Afgan kralı Eşref Hanın İran şahlının onaylanması durumunda İstanbul anlaşmasını tanıyacaklarını ilan ettiler.
Ahmet Paşa Antlaşması–1732-(I.Mahmut Dönemi)
İran toprak kayıpları üzerine doğudaki Afşarlardan yardım istedi. İranlılar birtakım topraklarını geri aldılar. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa barış taraftarıydı, ordunun başında sefere katılmıyordu. Bu durum patronu Halil isyanına sebep oldu (1730) III. Ahmet tahtan indirildi yerine I.Mahmut geçti (1730). Yapılan savaşlar ile Tebriz, Hamedan geri alındı. İran barış istemek zorunda kaldı.
Maddeleri:
1.         Genci, Tiflis, Dağıstan Osmanlılarda kalacak.
2.         Tebriz, Kirmanşah, Hamedan, İran’a verilecek.
Bu antlaşma İran halkını memnun etmedi. İran şahı Tahmasb tahtan indirilerek, Afşar hanı Nadir Şah’ın oğlu Abbas tahta çıktı.
Önemi: Bu antlaşma ile İran sınırı yeniden düzenlenmiş ve İran tahtında değişiklik olmuştur. Yeni seçilen İran şahı antlaşmayı tanımadığını ilan etmiştir.
Yönetimi ele geçiren Nadir han güçlü bir orduyla Bağdat’ı işgal etti fakat geri çekildi. Birkaç başarı daha kazanan Nadir şah şahlığının onaylanması halinde eski sınırlarda anlaşılabileceğini ilan etti. Rusya ve Avusturya ile savaş halinde olan Osmanlı devleti bu teklifi kabul etti. Kerden (II. Kasr-ı Şirin Antlaşması) ile 1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasındaki sınırlara geri dönüldü. İran da Sünnilere yapılan baskılar sona erdi.


Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>